23 Temmuz 2019, 01:29:24


Gönderen Konu: mumtehine 4 -mumtehine suresi  (Okunma sayısı 2329 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Admin

  • islamisite
  • Yönetici
  • *
  • İleti: 1060
  • Bazen Yakın , Bazen Uzak
mumtehine 4 -mumtehine suresi
« : 29 Temmuz 2013, 21:47:22 »
duvar kağıdı

قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِي إِبْرَاهِيمَ وَالَّذِينَ مَعَهُ إِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَاء مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاء أَبَدًا حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَا أَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللَّهِ مِن شَيْءٍ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

Kad kânet lekum usvetun hasenetun fî ibrâhîme vellezîne meah(meahu), iz kâlû li kavmihim innâ bureâu minkum ve mimmâ ta’budûne min dûnillâhi kefernâ bikum, ve bedee beynenâ ve beynekumul adâvetu vel bagdâu ebeden hattâ tû’minû billâhi vahdehû, illâ kavle ibrâhîme li ebîhi le estagfirenne leke ve mâ emliku leke minallâhi min şey’İn, rabbenâ aleyke tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileykel masîr(masîru).

1.   kad   : olmuştu
2.   kânet   : idi, oldu
3.   lekum   : size, sizin için
4.   usvetun   : örnek
5.   hasenetun   : güzel
6.   fî ibrâhîme   : İbrâhîm'de vardır
7.   ve ellezîne   : ve onlar
8.   mea-hu   : onunla beraber
9.   iz   : olmuştu
10.   kâlû   : dediler
11.   li kavmi-him   : kendi kavimlerine
12.   innâ   : muhakkak ki biz
13.   bureâu   : uzak
14.   min-kum   : sizden
15.   ve mimmâ(min-mâ)   : ve o şeyden
16.   ta'budûne   : siz tapıyorsunuz
17.   min dûni allâhi   : Allah'tan başka
18.   kefernâ   : biz sizi inkâr ediyoruz
19.   bi-kum   : sizi
20.   ve bedâ   : ve başladı
21.   beyne-nâ   : bizim aramızda
22.   ve beyne-kum   : ve sizin aranızda
23.   el adâvetu   : düşmanlık
24.   ve el bagdâu   : ve buğz, öfke
25.   ebeden   : ebediyyen
26.   hattâ   : oluncaya kadar
27.   tu'minû   : siz îmân edersiniz, inanırsınız
28.   bi allâhi   : Allah'a
29.   vahde-hû   : onun tek oluşu
30.   illâ   : hariç
31.   kavle   : söz (söylenen bir söz, bir şey söyleme, bir şey deme)
32.   ibrâhîme   : İbrâhîm
33.   li ebî-hi   : onun babasına, kendi babasına, babasına
34.   le estagfirenne   : mutlaka istiğfar edeceğim, mağfiret dileyeceğim
35.   leke   : sana, senin için
36.   ve mâ emliku   : ve ben malik değilim, benim gücüm yetmez
37.   leke   : sana
38.   min allâhi   : Allah'tan
39.   min şey'in   : bir şeyden
40.   rabbe-nâ   : Rabbimiz
41.   aleyke   : sana
42.   tevekkelnâ   : biz tevekkül ettik
43.   ve ileyke   : ve sana
44.   enebnâ   : yöneldik
45.   ve ileyke el masîru   : ve varış, dönüş, ulaşma sanadır


Elmalılı :   İbrahim'de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misal vardır, onlar kavimlerine demişlerdi ki: «Biz sizden ve sizin Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.» Yalnız İbrahim'in babasına: «Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi (önlemeye) gücüm yetmez.» demesi hariç. Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.